Adalet Nedir?
Hukuk mu, mahkeme mi, yargılanmak mı?
Hayır.
Adalet bunlardan ibaret bir kavram değildir.
Adalet; bir devletin temeli, bir toplumun vicdanı, bir milletin ayakta kalma sebebidir. Adalet yoksa devlet bina değildir; duvarları olan ama temeli olmayan bir yıkıntıdır.
Adalet kutsaldır.
Ekmek kadar kutsaldır.
Kur’an kadar kutsaldır.
Çünkü adalet, Allah Teâlâ’nın isimlerindendir.
Adalet; mahkeme salonlarına, adliye koridorlarına, kanun maddelerine sığdırılamayacak kadar büyük bir kavramdır. O, sadece hüküm verilen bir masa değil; hayatın tamamına yayılan bir ölçüdür.
Büyük devlet olmanın en açık göstergesi ordusu, parası ya da sınırları değil; adaletidir. Tarih boyunca yıkılan her devletin enkazı, bozulmuş adaletin üzerine düşmüştür.
Adalette Hile, Terazide Hiledir
Adalette yapılan hile, terazide yapılan hile gibidir.
Bir kez bozuldu mu, artık hiçbir ölçü doğru tartmaz. Güçlü olan ağır gelir, haklı olan değil. Parası olan kazanır, mazlum olan değil.
Adalet; yargılayanın kararını etkileyecek her türlü baskıdan, yönlendirmeden, tehditle veya menfaatle kurulacak her türlü ilişkiden mutlak surette uzak tutulmalıdır.
Ne yazık ki ülkemizde bu ideal, arzu edilen noktada değildir.
Bir ülkede adamı olanın, parası olanın, nüfuzu olanın adalete müdahale edebildiği algısı bile varsa; o ülkede huzurdan, güven duygusundan ve toplumsal barıştan söz etmek mümkün değildir.
Çünkü adaletin olmadığı yerde insanlar kanuna değil, güce sığınır.
Bu da düzen değil, örtülü bir kaos üretir.
Adalet Sistemi Yeniden İnşa Edilmelidir
Adalet sistemi yamayla, makyajla, geçici düzenlemelerle düzelmez.
Adalet sistemi topyekûn yeniden inşa edilmelidir.
Bu yeniden inşa şu temel ilkelere dayanmalıdır:
1. Yargılayan Ceza Vermemelidir
Yargılayanın ceza verme yetkisi olmamalıdır.
Aynı kişinin hem yargılayıp hem ceza vermesi, insan fıtratına aykırıdır. Çünkü hüküm veren zihnin, verdiği hükmü savunma eğilimi doğaldır.
Yargılayan ile cezayı takdir eden aynı kişi olursa, gerçek adaletten söz etmek mümkün değildir.
2. Kör Dosya Sistemi
Yargılayan makam;
• Olayı,
• Delilleri,
• Hukuki çerçeveyi
nesnel şekilde raporlar ve dosyayı en az üç farklı, bağımsız ceza takdir komisyonuna gönderir.
Bu komisyonlar;
• Sanığın adını,
• Statüsünü,
• Mesleğini,
• Kimliğini
kesinlikle görmez.
Komisyonlar yalnızca Türk Ceza Kanunu maddelerine göre ceza takdir eder. Kime ceza verdiklerini bilmezler.
3. Nihai Ceza Makamı
Son aşamada dosya nihai ceza makamına iletilir.
Bu makam da sanık isimlerini görmez.
Ayrıca;
• Önceki en az üç ceza takdir komisyonunun verdiği cezanın altına veya üstüne çıkamaz.
• Sadece bu aralık içinde nihai kararı verir.
Sonuç: Satın Alınamaz Bir Adalet
Bu sistemle;
• Adalet satın alınamaz hale gelir.
• Kişiye göre hukuk devri kapanır.
• Baskı, talimat, telefon adaleti tarihe karışır.
• Yargı hızlanır.
• Kararlar kesinleşir.
• Toplumun adalete olan güveni yeniden inşa edilir.
Elbette bu öneri kutsal bir metin değildir.
Üzerinde tartışılabilir,
İyileştirilebilir,
Eksikleri giderilebilir.
Ancak temel hedef nettir:
Adaleti insandan arındırıp, vicdana ve kurala bağlamak.
Adalet Sadece Mahkeme Değildir
Adalet denildiğinde akla sadece yargılamalar gelmemelidir.
Adalet;
• Ekonomide,
• Eğitimde,
• Vergide,
• İhalede,
• Sokakta,
• İş yerinde,
• Devlet-vatandaş ilişkisinde
kusursuz şekilde aranmalıdır.
Çünkü adalet parçalanamaz.
Bir yerde eksikse, her yerde eksiktir.
Son Söz
Adil düzen yoksa, anarşist düzen vardır.
Kanunsuzluk değil belki;
Ama vicdansızlık vardır.
Ve vicdansızlığın hüküm sürdüğü hiçbir düzen, sonsuza kadar ayakta kalamaz.

0 Yorumlar